Blog İçeriği

Dahilde işleme rejimi uygulamasında yapısal değişiklik gerekiyor
Sercan Bahadır | 11/05/2017 | (Yazarın tüm makaleleri )

Gümrük işlemlerinde kullanılan 8 adet gümrük rejimi bulunuyor. Bunlar arasında en çok kullanılan iki rejimden birisi Dahilde İşleme Rejimidir (DİR) bu rejim sadece bir gümrük rejimi olarak kabul görmüyor. Aynı zamanda bu rejim bir ihracat teşvik uygulaması olarak kabul ediliyor. Dahilde işleme rejiminin ana mantığı, ithal edilen ürünlerin tamamının ihraç ürünün bünyesinde yurt dışına gönderilmesi üzerine kuruluyor. Ekonomi Bakanlığı verileri dikkate alındığında, ihracatımızın yarısını dahilde işleme rejimi kullanılarak üretilen ürünlerin oluşturulduğu görülüyor.

Rejimi doğru işletme adına ihracatçılarımız ve kamu idaresinin ciddi kaynak ve zaman ayırdığı biliniyor. Şirketlerde bu rejimi takip etmek için özel bölümler kurulurken, buralara konusunda uzman personelin tahsis edildiği ve kamu idaresi tarafında da ciddi bir yapı kurulduğu görülüyor. Örneğin bu rejimin işletilmesi için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığı(Dahilde işleme izin belgesi) olmak üzere iki bakanlık görev alıyor. Sektör ve ürüne göre diğer bakanlıkların da sorumlulukları bulunuyor.  

Dahilde işleme rejimi nasıl çalışıyor

Dahilde işleme rejimi (DİR), ihraç eşyası üretmek için hammadde veya girdi ithalinde ithalat vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmamak olarak tanımlanıyor. İthal edilen hammadde veya girdi maddesinin ithalatı sırasında ithalat vergileri teminata bağlanıyor ve ihracat gerçekleştirildikten sonra bu teminatlar çözülüyor. Böylelikle ihraç edilen eşyanın bünyesinde kullanılan hammadde ve girdilerin ithalatında herhangi bir ithalat vergisi alınmamış ve bu suretle ihracatçı teşvik edilmiş oluyor.

DİR uygulamasından yararlanmak için, bir proje ile Ekonomi Bakanlığına DİR Otomasyon Sistemi üzerinden başvuru yapılması gerekiyor. Yapılan başvuruda ihraç edilecek ürün ve bu ürünü üretmek için gerekli hammadde veya girdi maddesine ilişkin bilgiler yer alıyor. Bu başvuru ile ihracatçı bir ihracat taahhüdünde bulunarak ülkede yaratılacak katma değer hakkında bilgi veriyor. Özellikle döviz kullanım oranı dikkate alınarak, ihraç eşyasının içindeki ithal eşya katma değer payına bir üst sınır konuluyor. Örneğin, genel oran % 80 olup ihraç eşyanın bünyesinde % 80’den daha fazla bir ithal eşya katma değerinin (döviz tutarı olarak) olmaması bekleniyor.

Yapılan başvurular Ekonomi Bakanlığı (Dahilde işleme izin belgesi) tarafından değerlendiriliyor. Şirketlerin bu ürünü üretecek kapasitelerinin olup olmadığı (kapasite raporu üzerinden), döviz kullanım oranının uygunluğu, ikincil işlem görmüş ürünün bulunup bulunmadığı değerlendirmede esas alınıyor. Bu uygulamanın da belli bir süre içerisinde tamamlanması öngörülüyor . Örneğin, DİR uygulamalında genel olarak ek süreler dahil 18 ay içinde ithal eşyasının ülkeye getirilmesi ve üretiminden sonra ihracat işleminin gerçekleştirilmesi ve taahhüt edilen dövizin ülkeye kazandırılması bekleniyor.

DİR uygulamalarında yaşanan zorluklar

DİR uygulamasında, ihraç eşyasının üretimi için gerekli hammadde ve girdi maddesinin ithalatında vergi ve ticaret politikası önlemleri tatbik edilmeyerek bir ihracat teşviki sağlanmış oluyor. Burada kilit noktada ithal edilen eşyanın ihraç eşyasının bünyesinde kullanılması ve döviz kullanım şartının sağlanması yer alıyor. Tüm sistemin bu bakış açısı ile kurgulanması birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Aşağıda bu sorunlara ilişkin bazı örnekler veriliyor.

• İthal edilen eşyanın ihraç edilen eşyanın bünyesinde kullanıldığının tevsiki için şirketler tarafından rejim kapama başvurusunda ciddi kaynak ayrılırken, kamu idaresi tarafından da bu dokümanlar ve bilgilerin kontrolü için ciddi bir kaynak ve zaman ayrılmış oluyor.

• İthal edilen eşya bir muafiyetten yararlandığı ve ihraç eşyasının bünyesinde kullanılması taahhüt edildiği için üretim esnasında ithal eşyadan ortaya çıkan ekonomik değeri olan ikincil işlem görmüş ürünlerin de takip edilmesi gerekiyor. Her zaman bu ürünlerin takip edilmesi kolay olmadığı gibi gümrük idaresine beyan edilmek istenildiği durumda da Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) ve Çevre Katkı Payı (ÇKP) alınması gibi ek maliyetler ile de karşılaşılıyor.

• DİR mevzuatında rejim ihlal hallerinin açıkça yazmaması ve rejim ihlal halinde ortaya çıkan idari para cezasının oldukça ağır olması bu teşvikten yararlananlar açısından ciddi sorun olarak ortaya çıkıyor. Rejimin doğru işlemesi için kanun koyucu açısından rejimin ihlalinin önlenmesi gerekiyor. Ancak hangi hallerin rejim ihlali olduğunun da kanunda açıkça yazılması gerekiyor. Çünkü rejim ihlali halinde; ithal edilen eşyanın rejim için izin verilen yerlerde bulunması halinde ithalat vergilerinin iki katı idari para cezası tatbik edilirken, bulunmaması halinde eşyanın gümrüklenmiş değerinin (ithalat vergileri + eşyanın CIF değeri) iki katı nispetinde idari para cezası tatbik ediliyor.

Ne yapılmalı

DİR, ihracatımızda önemli yeri olduğundan ve son dönemdeki ekonomik atmosferde uluslararası rekabet avantajı yaratma açısından şirketleri yakından ilgilendirdiğinden, rejimin doğru ve sağlıklı işlemesi büyük önem arz ediyor. Bu kapsamda gerek Gümrük ve Ticaret Bakanlığı gerekse Ekonomi Bakanlığı bürokratları ile özel sektör temsilcilerin zaman zaman bir araya geldiği biliniyor. Bu çerçevede DİR sisteminde ekonomimize katkı sağlayacak ve iyi niyetli şirketlerin de sorunlarını aşacak yeni düzenlemeler yapılacağına yönelik beklentiler devam ediyor.

Mevcut yapının iyileştirmesi tabii ki arzu edilen bir durumdur. Ancak asıl beklentinin daha sade bir anlayış ile yeni bir yöntemin getirilmesi olduğunu söyleyebiliriz. Bu bağlamda, DİR için önceden ihracat bir zorunluluk haline getirilip ihracat tutarına bağlı bir ithalat muafiyet hakkı verilebilir. Bu ithalat muafiyet tutarı için sektörlere göre belirlenen döviz kullanım oranı esas alınabilir. Örneğin otomotiv sektöründe 100 TL ihracat yapan bir şirkete 65 TL ithalat muafiyet hakkı verilmesi gibi. Ayrıca ithalat edilecek eşya için şirketlerin kapasite raporu yani faaliyet alanı sadece dikkate alınabilir. İthalat muafiyet hakkı şirketin faaliyet alanına giren herhangi bir eşyanın ithalatında kullanılabilir. Böylece hem şirketler hem de kamu idaresi açısından rejimin takibi ve işletilmesinin daha kolay ve basit hale getirilmiş olabilir.  

 

Bu makalede yer alan açıklamalar, yazarının konu hakkındaki kişisel görüşünü yansıtmaktadır. Makaledeki bilgi ve açıklamalardan dolayı EY ve/veya Kuzey YMM ve Bağımsız Denetim A.Ş.’ye sorumluluk iddiasında bulunulamaz. Mevzuatın sık değiştirilen ve farklı anlayışlarla yorumlanabilen yapısı nedeniyle, herhangi bir konuda uygulama yapılmadan önce konunun uzmanlarından profesyonel yardım alınmasını tavsiye ederiz.